|
| Bir Siyah Saçlı Kadının Gezi Notları |
Yazar: Buket Uzuner |
Yayinevi: Everest Yayınları |
|
Sırtına çantasını atıp, cebinde pasaportu, bir tren bileti (Interrail) öğrenci harçlığıyla yabancı ülkeleri tek başına gezmek hangi gencin hayallerini süslememiştir? Bir Siyah Saçlı Kadının Gezi Notları, Buket Uzuner'in üç kitabının kuzeyinde Norveç, İsveç, Finlandiya, A.B.D., Cezayir, Danimarka ve Rusya'da sırt çantasıyla yaptığı uzun tren yolculukları sırasında dünyayı, kendini ve 'öteki'ni keşfedişinin hikayesidir. |
|
|
|
|
| Karayel Hüznü |
Yazar: Buket Uzuner |
Yayinevi: Everest Yayınları |
|
Belki sevgili, belki arkadaş, belki de kardeştiler... Ama, eski bir yazın sevincini böyle yürekten özlemelerine bakılırsa, onlar ancak has çocukluk arkadaşı olmalıydılar. Eski bir yazı hâlâ tutkuyla özlemek, yalnızca çocukluk arkadaşlarının ayrıcalığıdır.Eski âşıklar, geçmişteki yazları hüzünlü bir özlemle anarlar! |
|
|
|
|
| Yolpalas Cinayeti Selim İleri'nin Sonsözüyle |
Yazar: Halide Edip Adıvar |
Yayinevi: Can Yayınları |
|
Halide Edib Adıvar'ın 1936 yılında Paris'te kaleme aldığı bir cinayet romanı, Yolpalas Cinayeti. Bu kısa roman, Adıvar'ın güçlü anlatımını göstermesi bakımından son derece değerli. Kitap, 1900'lerin başında Şişli'de bir konakta işlenen bir cinayetin görüldüğü dava ile başlıyor ve o yılların İstanbul'una dair gözlemler eşliğinde anlatılıyor. Dönemin İstanbul'unu, kentte yaşayan aydınların Türkiye'ye ve Avrupa'ya bakışlarını, yeni yeni bilincine varılan sınıf çatışmalarını gözler önüne seriyor. |
|
|
|
|
| Mutfak Çıkmazı |
Yazar: Tahsin Yücel |
Yayinevi: Can Yayınları |
|
'Hepsi kördü, hepsi suçluydu: zorbaları alkışlayan onlardı, kötüleri el üstünde tutan, göklere çıkaran onlardı; iyileri, zayıfları, iyiliği, zayıflığı sinekler gibi ezen onlardı. Bu dünyayı onlar bu hale getirmişlerdi. Belki de hepsi Emel'di. Hiç değilse Emel'dendi hepsi de, hepsi de Emel'in çirkin bir gölgesiydi.' Her şey bir tutku nesnesi olabilir. Yemek yapmak bile. Ne olursa olsun. Mutfak Çıkmazı'nın kahramanı Divitoğlu'nun yaşamını bu tutku altüst eder. |
|
|
|
|
| Galiba Ben Sanatçıyım |
Yazar: Müjdat Gezen |
Yayinevi: Can Yayınları |
|
'Acaba şimdi nerelerde? Anneannem, annem, babam ne yapıyorlar şimdi? Öyle bir yer var mı? Varsa bile, annemin çiçek suladığı daracık teras orada mı? Kolanvurduğum balkon demiri? Komik bir adam ne hakla acıklı şeyler yazıyor?' Tiyatro ve sinema sanatçısı Müjdat Gezen, çocukluğunun İstanbul'unu, aile bireylerini, arkadaşlarını ve aşklarını anlattığı kitabı Galiba Ben Sanatçıyım'ı yazarken kronolojik sıra izlememiş. Böylece 'anılar' yerine 'anımsamalar' kitabı çıkmış ortaya; yıllar içinde, geri dönüşlerle anlatmış anlatacaklarını. İyi de yapmış; Gezen'in kalemiyle birlikte anılara dalıyorsunuz kitabı olurken. |
|
|
|
|
| Bir Avuç Toprak Da Sen At Annem |
Yazar: Sami Çelik |
Yayinevi: Truva Yayınları |
|
'... Gece kıyamet kopmuş saat 1'i 15 geçe. Hemen karşı tepeden ve çatal şeklindeki iki kayalığın arasından açılan otomatik silahın çıkardığı gürültü yırtmış gecenin karanlığını. Tüm konuşmalar, şakalaşmalar bitiyor o anda. Tüm mevzilerin üzerinden geçen 'cıv cıv' mermi sesleri gömmüş tüm arkadaşları mevzilerin içine. Halı gibi hepsi mevzilerine üst üste, yan yana yapışmışlar. Değil ne olduğunu anlamak, kafalarını kaldırıp etraflarına bakmak mümkün değil... Mevzilerin hemen altında başka bir kıyamet kopuyormuş bu arada. Cüneyt uzmanım dayanamamış ve ne oluyor diye mevzisinden doğrulmasıyla dere yatağından |
|
|
|
|
| Luisito: Bir Sevgi Öyküsü |
Yazar: Susanna Tamaro |
Yayinevi: Can Yayınları |
|
Anselma, yaşlı ve emekli bir öğretmendir. Roma’daki evinde yıllardır yalnız başına yaşamakta, artık tanıyamadığı bu dünyada kendini gereksiz hissetmektedir. Her günü acı ve hüzün doludur. Bir yaz gecesi çöp tenekesinin dibinde terk edilmiş olağanüstü bir papağan bulur. Luisito adını verdiği papağan, Anselma’nın yüreğindeki buzları eritecek, sevgiyi yeniden keşfetmesini sağlayacaktır. Tüm bir yaşamıyla hesaplaşmayı göze alan Anselma, Luisito sayesinde, dünyanın ona unutturmaya çalıştığı yaşama sevincini yeniden duymaya başlayacaktır. Ta ki... |
|
|
|
|
| Kıran Resimleri |
Yazar: inci aral |
Yayinevi: Turkuvaz Kitap |
|
Kıran Resimleri'ni okumaya başladım ve daha ilk bölümde çarpıldım. Aynı acılarla ağlayıp aynı sevinçlerle gülen insanların sadece bir günde can düşmanı kesilip birbirlerini boğazlayışlarının, gerçeküstü, inanılmaz ve vahşi öyküleriydi anlatılanlar. İnci Aral, kanlı Kahramanmaraş olaylarından insan manzaraları çıkarıyordu. Bu bir 'katliam kroniki' idi. Kıran resimleri, yalnız Türkiye resimleri değil; Asya, Afrika ve Latin Amerika manzaraları bunlar. Afganistan'da, Lübnan'da, Habeşistan, Salvador ya da Kamboçya'da kıvırcık saçlı, beyaz ya da badem gözlü kadınlar hep aynı kıran .......................................... |
|
|
|
|
|
Bir Anadolu kasabasında, çeltikçi ağaların yönetmeliklere karşı gelerek ektikleri çeltik sıtmaya neden olur. İdealist ve genç kaymakam tüm tecrübesizliğiyle, sıtmaya tutulan kasaba halkı adına ağalarla mücadeleye girişir. Ancak kaymakam kasabadan ardından teneke çalınarak sürülür. Teneke idealizm ve baskın güç arasındaki mücadelenin romanı. |
|
|
|
|
| Ayışığı Kuyumcuları |
Yazar: Yaşar Kemal |
Yayinevi: Yapı Kredi Yayınları |
|
Sıradan, yoksul bir Fransız köyünün sakin yaşamı, günün birinde çalılıkların arasında bulunan bir cesetle birden değişir. Köylüler, ırgatlar, han müşterileri, gezgin satıcılar, sepetçiler bu cesetle birlikte akışı değişen günlük hayata katılırlar. Albert Vidaile "ayışığı kuyumcuları" aracılığıyla bir cinayeti aydınlatırken, bir yandan da taşranın yaşama biçimini ve yerleşik ahlak kalıplarını sorgular.
|
|
|
|
|
| Çamaşırcının Kızı / Küçücük |
Yazar: Orhan Kemal |
Yayinevi: Epsilon Yayınevi |
|
Çamaşırcının Kızı, Çukurova öykülerinin yanında büyük şehir öykülerinin de yer aldığı bir Orhan Kemal kitabı. Öykülerin her biri, mutsuz, ama umutsuz olmayan; bezgin ama düşlerini bırakmayan ve hep dışarıdaki hayatların pırıltısına özenen kişileri anlatıyor. Ucuz romanlarla yerli filmlerin yapay dünyasında, yıldız olma hayallerine yapışan Neriman; yaşama sevincini her an yeniden yeşerten küçük cambaz kız; tüm varlığı olan atı Gümüş'ü takıntı haline getiren Halo, Orhan Kemal'in çok yakından gözlediği insanların günlük dramını aktardığı, |
|
|
|
|
| Ölümcül Kimlikler |
Yazar: Amin Maalouf |
Yayinevi: Yapı Kredi Yayınları |
|
"Bana 'içimin derinliğinde' ne olduğu sorulduğunda, bunda herkesin 'içinin derinliğinde' ağır basan tek bir aidiyetin, bir bakıma 'kişinin derin gerçekliğinin', doğarken ebediyen belirlenen ve artık değişmeyecek olan 'öz'ünün varolduğu inanışı yatıyor; sanki geri kalanın, bütün geri kalanın -özgür insan olarak katettiği yolun, benimsediği inanışların, tercihlerin, kendine özel duygusallığının, yakınlıklarının, sonuçta yaşamının- hiçbir önemi yokmuş gibi." Kimlik insanın zamanın içindeki incelişinde onu dünyaya bağlayan bir ayna. Amin Maalouf, Ölümcül Kimlikler'de çok yönlü ve saydam bir sorgulamanın eşiğinde, aynadaki görüntünün tutulabileceğine işaret ediyor. Ölümcül Kimlikler, dünyanın yeni zamanlarında insanlığın küllerinden kuracağı düzenin temeline konan bilge bir taş. |
|
|
|
|
| 1 dan/den 12 i göster (toplam 213 Üründen) |
Sayfalar: 1 |
|
|
|